Ne kavgacı ne de barışçısınız. Mücadeleye de ancak gerçekten elzem olduğunda girişiyorsunuz. Bütün bunlar yerine stratejik uzlaşmalardan yararlanıyorsunuz. Çünkü insanların zayıf ve güçlü yönlerini hemen görebilmek gibi bir yeteneğiniz var. Bu sayede hem kendiniz için hem de başkaları için kullanışlı uzlaşma zeminleri üretiyorsunuz. Tek sorun herkesin sizin kadar stratejik düşünmemesi. Söylediklerinize inandırmak için insanlarla ve kendinizle sürekli mücadele etmek durumunda kalıyorsunuz.
(Msn.com sitesinin kişilik testinden alınmıştır)
Bence bu testlere doğru cevap verdiğinizde ya da yaklaşık cevap verdiğinizde gayet makul sonuçlar ortaya çıkıyor. Denemekte yarar var…
80’lerin slow şarkılarıdır sebep biraz da
İnsanları sömürgecilerine benzeten
Keten takımlar, tango, fiyonklu masa örtüleri
Dersu uzala’dan dersler çıkarmak
Gelin Bilkent’te iç mimari, baba koç’ta genel köle
Her gramı çok değerli elliiki kilo anne
Zaten amaç elliiki yıl sonra Hiç bakılmayacak fotoğraflarda en iyi yeri kapmak
Bir Kutlu hikayesine giremeyecek tipler işte
Damat her şeyi kaydediyor
El kamerasıyla gerdeğe girmek deyimini bilmiyor çünkü
Oluyor böyle şeyler salaklık endüstrisinde
Dilekler tekrarlanır, müzik tekrarlanır
Belki yakışırdı beyaz bu kadar tekrarlanmasa
O kötü gülümsemeye verilmez bu kadar para
Gelin habersiz; bu düğün daha önce de yapıldı
Yeminli örnek deyimini bilmiyor çünkü
Benimle tekrar edin!
İlk beş sene çocuk istemeyecekler
İkinci beş yıl nasıl geçti anlamadan
Üçüncü beş sene de çocuk onları istemez
Bir sürü albüm, bir sürü diyet kupürü, bir sürü…
Ankastre mutfağında aval aval bakınarak
Bu bakınma daha önce de yapıldı
Gelinliği faize sevim’den annesi şahit
Oysa he şey çok özel olacaktı geline göre
Her şey çok genel oldu sonucu niye
Bağlamı farklı ama eren’le konuştuyduk
Arjantin’e aşık olur, almanya’yla evleniriz
Osman KONUK
(Kalın ve italik yazılmış mısralar beni benden almış bulunmaktadır. Böyle tesbite can kurban…)
Şimdi aklıma geldi bundan sonra günce başlıkları altında değerlendirmelerimi yazacağım. Bugün otobüste kulak misafiri olduğum diyalog üzerine dikkat çekmek istediğim konu gençliğin olaylara bakış açısı. Çok sığ bir bakış açıları olan gençlik var şu an nasıl desem bilemedim ama çok yanlış şeyler oluyor. canım sıkılıyor ya toplumsal olaylara bakışımız bir garip olmuş her şey şaka, eğlence kaynağı olmuş bir durumda… Neyse eyvallahumaamm bu gada. hadi hayırlı geceler…
aynalar, bakmayın yüzüme dik dik;
işte yakalandık, kelepçelendik!
çıktınız umulmaz anda karşıma,
başımın tokmağı indi başıma.
suratımda her suç bir ayrı imza,
benmişim kendime en büyük ceza!
ey dipsiz berraklık, ulvi mahkeme!
acı, hapsettiğin sefil gölgeme!
nur topu günlerin kanına girdim.
kutsi emaneti yedim, bitirdim.
doğmaz güneşlere bağlandı vade;
dişlerinde, köpek nefsin, irade.
günah, günah, hasad yerinde demet;
merhamet, suçumdan aşkın merhamet!
olur mu, dünyaya indirsem kepenk:
gözyaşı döksem, nuh tufanına denk?
çıkamam, aynalar, aynalar zindan.
bakamam, aynada, aynada vicdan;
beni beklemeyin, o bir hevesti;
gelemem, aynalar yolumu kesti.
Arkadaşlar dün afilifilintalar.com’da murat menteş’in tanıttığı bir film Gözlerindeki Sır. Gerçekten spoiler vermeye felan gerek yok söze de gerek yok. sinemanın rahatlatıcı kollarına bırakıp kendinizi izleyin bu filmi. Yazının devamında filmin fragmanı var ingilizce altyazılı olarak…